Mutluluk ve Nefs


Bu makale 2015-03-12 23:47:20 tarihinde eklenmiştir.
Simge İnan

Büyüklerimizden sürekli duyarız: ”Fakirdik ama mutluyduk”, “Bir tencere yemeğin başına 8-10 kişi otururduk ama huzurluyduk”, “Televizyonumuz radyomuz yoktu ama vaktimiz çok daha eğlenceli geçerdi.”. Sizce de bu işte bir tuhaflık yok mu ?

Modern çağ bize her türlü ihtiyacımıza daha kolay ulaşma imkanını veriyor. İnsanların genel olarak refah seviyesi arttı ve eskiden lüks sayılan bazı şeyler herkes için standart haline geldi. Normalde ilk akla gelen insanın ihtiyaçlarını karşılama oranı arttıkça mutluluğa daha yakın olduğudur. Maalesef günümüzde durum tam tersi bir hal aldı. İstediklerimize çok daha kolay ulaşıyor, hayallerimizi gerçekleştirmek için  daha az emek harcıyoruz.

Fakat daha mutsuz daha tatminsiz, seçenek sayısı artıkça daha sıkılgan olmaya başladık. Hep hayalini kurduğumuz evlerin, arabaların heyecanı birkaç ayda, bir an önce çıksın diye beklediğimiz elektronik cihazların hevesi bir kaç haftada geçip gitmeye yüz tutuyor artık. Elde ettiğimiz hiçbir şeyden tatmin olmuyor sanki mutluluğa ulaştıracağından eminmişiz gibi , bu kez olacak inancıyla hep iyisini daha yenisini istiyoruz. Neticede yine mutlu olamıyoruz  ve film başa sarıyor. Kısacası fasit bir dairenin içerisinde kıvranıp duruyoruzz

İnsan nefsi tamahkardır, asla azla yetinmez, mantıklı bir açıklama sebep getiremeyeceğini bildiği halde daha fazlasını ister. Anlık düşünür. onun için sadece o an vardır. Geçmiş gelecek onun için bir şey ifade etmez. Bu size doğadaki hangi canlıları hatırlatıyor? Evet belki garip gelebilir ama nefis tıpkı hayvanlar gibi algılar bu hayatı. Ama hayvanların bize göre çok önemli bir avantajı var. Hafızaları yok, hiçbir şeyi geçmişle, diğer alternatiflerle kıyaslama şansları yok. Elde edebildikleri ile yetinir bizim gibi tatminsizliğin pençesinde yitip gitmezler. Görüyorsunuz ya eğer nefsimizin bize buyurduğu gibi bir yaşam sürersek, onun peşine takılır gidersek insanoğlu olarak mutluluk ölçeğinde hayvanlarla kıyaslanacak hale geliyoruz.

Peki bu durumdan kendimizi nasıl kurtarabiliriz? Cevap basit aslında : Nefsimizi değil ruhumuz doyurmak...

Şimdiye kadarki tecrübelerimizden nefsi doyurmaya çalışmanın mutluluk getirmediğinin, üstelik bir türlü tatminsizliğin getirdiği huzursuzluğun giderek katlandığının idrakine varmış olmamız gerekiyor.

Bir şeyler üretmeli, okumalı, düşünmeli, öğrenmeliyiz. Başka hayatlar için bir anlam ifade edecek faaliyetlerde bulunmalı, bu dünyadan göçüp giderken arkamızda hoş bir sada bırakmayı gaye edinmeliyiz. Ruhumuz ancak bu şekilde huzur bulur ve varlık amacını daha iyi kavrayabilir.

Yazımıza Hz.Mevlana’nın bir sözüyle son verelim.
“Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen nefsini yakadur”

Sevgiyle kalın.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 

ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Genel Seçimlerde Oyunuzu Kim İçin Vereceksiniz?
Şuay Alpay(AKP)
Metin Bulut(AKP)
Serpil Bulut(AKP)
Ömer Serdar(AKP)
Yaşar Karabulut(CHP)
Feyzi Septioğlu(CHP)
Mustafa Yavuz(CHP)
Fadime Yılmaz(CHP)
Yavuz Temizer(MHP)
Abdurrahman Kızgın(MHP)
Mesut Aksan(MHP)
Mehmet Karaca(MHP)
Selami Ekinci(SP-BBP)
Bekir Kılıç(SP-BBP)
ibrahim Öcal(SP-BBP)
Musa Hacıbekiroğlu(SP-BBP)
Orhan Demirbağ(HDP)
Türkan Bingöl(HDP)
Ali Cemal Zülfikar(HDP)
İbrahim Bingöl(HDP)

Elazığ Haber - Elazığ Haberleri
© Copyright 2012 Elazığ Haber
İlçeler
Palu
Sivrice
Kovancılar
Elazığ
Elazığ Haberleri
Elazığ Asayiş
Elazığ Belediyesi
Spor
Fenerbahçe
Galatasaray
Elazığ Spor
Teknoloji
Google
Windows
Facebook